Gönderen: devrimgunyel | Ekim 6, 2007

güzel günler…

Gelen son maille bu yazıyı yazmam kesinleşti… Çokça teşebbüsümden sonra Eser’in yolladığı yazı “E hadi!..” etkisi uyandırdı; ve bu sebeple ki şu anda bu yazı yazılmakta (umarım..yani…yazarım heralde…aslında gözüm cumada, kahve getirecekti.. ki getirdi sağolsun ama kahveyi bırakıp gidecek sanırsam öyle gibi tamam hıh gitti gelecek ama..o zamana kadar yazarım sanırsam..umarım..sanırsam evet olabilir…)

Herşey youtube da cosby ailesini görmemle başladı; yaklaşık bir yıl önceydi.. aklıma ilk gelen; okul olmamasına rağmen sabahın 5′inde kalkıp trt-1 de Cosby Ailesi’ni izlememdi… Cosby Ailesine yıllar sonra tekrar bi ilgi duymamda tabii ki “Bir Genç Kızın Gizli Defteri“‘nin etkisi büyüktü… Malum, ben ortaokuldayken Cosby Ailesi eski sayılıyordu(ya sadece yaşımı bilenlerin okuduğunu varsayıyorum, affeyleyin.). Ne değişti o günden bu güne;artık o kitabı güzel bulmuyorum, ama hala Cosby Ailesi’nin yokluğunu hissediyorum… Teker teker bulunup izlenen Cosby Ailesi ardından Susam Sokağı‘nı getirdi; birde Alf geldi Ömer’in hatırlatmasıyla (ya da ben Ömer diye hatırlıyorum…). Televizyon hastası ben şimdi karşısında sıkılır oldum, bazen yalnız yememek için karşıma alıyorum kendisini ve elimden geldiğince eski günleri yad ediyorum. Hoş bu çabalar nafile… Ondan çok şey götürmüşler; renklerindeki canlılık canı mı sıkar oldu(Ayrıca eve yeni televizyon alınmasından da korkuyorum, daha da beter olur diye..); hani şu son çizgifilmlerde ki renklerin bi farklı olması ona ilgimi daha bi azaltıyor… ben dragon ballumu, susam sokağımı, cosby ailemi, alfi, tsubasamı, power rangersımı ve ardından çıkan çocuklara yönelik korkulu öyküleri(hatırlayan varsa söylesin, benden başka hatırlayan yok kendi hayal gücü ürünüm olduğuna inanacağım yakında yoksa..), darkwing duckı, küçük luluyu ve lülelerini, dedektif conanı(bulan varsa benimlede paylaşabilir mi?), şeker kız candyi, tenteni, galaksi şovalyelerini, fantastik fouru(valla türkçe adını hatırlamıyorum, dışlamayın.), he-man ve she-ra’yı(bunlar kardeş değil sevgili olmalıydılar), bay meraklıyı, laff-a-lympics olimpiyatlarını, transformersı, voltranı, richie richi, marcoyu, muppet showu(ama benim hatırladığım biraz farklı yani şu en son cnbcde olandan değil; bi çatı katındaydı bunlar küçüktü falan…), böyle vücudun içinde dolaşıp duran ve bize hep bişeyler öğreten çizgifilmi, alvini, ağaçkakan woodyi(çok severdim yakın bi’ zamanda televizyonda denk geldim çok sıkıcı geldi üzüldüm), a takımını, kaptan mağara adamını, donald duck ve ailesini(varyemez amcanın hastasıydım), acmeyi, lady oscarı, müfettiş gadgetı, garfieldı, beverly hillsi(ne arabaydı o değil mi?evet, evet), denverı, çiçek kız luluyu, vikingleri, arı mayayı, sherlock holmesu, evli ve çocukluyu, bu dünyanın dışından’ı, full houseu(bizim ev’di değil mi?), altın kızları, kara şimşek’i, emret bakanımı, tatlı cadıyı(burnumu kaç kere oynattım!hep umudum vardı hala var…), ve daha hatırlamadığım nicesini… evet 7gün 24saat tv karşısında zaman geçiren bir çocuktum, kabul ediyorum ve zor atlattım…

Bi’ tek çizgifilmler mi kaldı aklında derseniz ve dersek veya dersen; sanmıyorum ben o günleri tümden özlüyorum. O zamanlarda da derdim, büyümemeliyim; yapamam ben diy. Güldüler. Olmuyo işte, hala gözüm arkada. Çocukları bile büyük bi’ devri yaşıyoruz. Sürekli çok zeki olduklarından dem vuruyoruz, çok olgun olduklarından, seçimlerinin büyüklüğünden, gurur duyuyoruz bunlarla; bilgisayarın karşısında oynadıkları oyunlara seviniyoruz, sokağa inmediklerine seviniyoruz; güvensiz oralar çünkü, hissettiremiyor o güveni bize, vınnn geçen arabalar, eli pıçaklı kardeşler, kafası bulutlara yakın insanlar, küçük çocuklardan kendilerine koleksiyon yapan teyzeler… korkuyoruz değil mi? yaşasın bilgisayar diyoruz. Eve gelmeyen komşu çocuklarıda sevincimiz ayrıca, yada geldiklerinde zaten kardeş kardeş bilgisayar oynuyorlar; biri yanınca diğeri, oynarken biri izler arkadan diğeri “hmmm?!…” edasıyla; sessiz sedasız, gözler birbirine değil ekrana bakar, bu sebeple öncelik sırası dışında bi tartışma yoktur ya da bi anlaşma… iletişim sorunu ne zaman başlar peki? evcilik oynamayan çocuk mu olur? doktorculuk oynamayan? kamyonları yoksa eğer çocuk mu olur insan? hani bebekleri?olmuyor internetten barbieleri giydirip makyaj yapmakla,yakışmıyor sanki 5 yaşındaki çocuklara, ya da affınıza sığınıyorum; ben yakıştıramıyorum… Bundan 7 yıl önce buraya taşındığımızda, her yaz akşamı; topu topu 30 dairesi dolu olan bu yerde bisürü çocuk toplanır, kavga gürültü bi sürü oyun oynardık, üstüne birde çöpleri toplar; izmaritleri, görsün diye içen büyüklerimiz, kapının önüne koyardık. Düşünür kağıtları toplamaya karar verirdik, ve bomboşilan duvarına büyük harflerle yazardık ” KAĞITLARINIZI NORMAL ÇÖPE ATMAYIN! BİRİKTİRİN TOPLAYALIM!”… Topladık mı? Topladılar mı? Topladılar ve de topladık…belki kimimiz sadece 1 kere yaptı bu işi belki de hiç, ama hala aramızda kağıtları ayrı toplayanlar var… 7 yıl sonra, kimse yok aşağıda ve apartmanda 64 aile var… 3 yıl önce toplanıp countera giderlerdi; counterın modası geçmedi ama internet cafenin geçti(sanırım…)… bilgisayar düşmanı değilim, aman diyim; teknolojinin iyi kullanılması durumunda olacak güzelliklerden bi haber de değilim; dönen dünyanın pek tabii farkındayım; ama komşumla msnde konuşmaktan pek de hoşnut değilim doğrusu…

Parklarda ki oyuncaklar artık daha sağlam sanki, biz ne zaman sallanmaya gitsek kırık olan salıncak allah baba nazarlardan saklasın bikaç yıldır sapasağlam ve allah baba tekrar sağolsun ki park her daim boş; kıçımız zor sığsada salıncağa geçmişe inat sallanıyoruz… Bundan yıllar önce(ki ben parka gideridim o zamanlar) yaz aylarında, akşam 5 gibi, tıklım tıkış olurdu parklar, sabırla beklenirdi salıncak kuyruğunda, kaydıraklardan tırmananlar kaymak için sırada bekleyenlerin az çocuk beddualarını almadı hani, boyumuzun yetmediği komando eğitim kısmında ellerimizi bırakmadan bakalım ne kadar ilerleyebilecektik ellerimiz acısada gurur vardı bi kere, bisikletliler kum dolu parkın etrafında “Aman yavrum, dikkat!” tezahuratları içerisinde turlarını atarlar arada halka karışıp kayarlardı… o zamanlar bloglarda yemek tarifleri yoktu tabi, çekirdek çıtlayan ebeveynler bi yandan yemeği pişirirlerdi, bi yandan öğretmeni çekiştirir(öğretmen veliler bile!), bi yandan çocuğa bi yandan karşı bankta oturan diğer grup kadına bakardı.. çok verimli veliler ise kazakların anasını ağlatmışlardı hani… “Anneeee!..suuuuu…” diye bağıran çocuğun yüzüne bakmadan, çekirdekli siyah ağzını, elleriyle silip bi yandan yanındaki bayana anlatmayı (her ne anlatıyorsa artık..) kesmeden suyu içiren teyzelere hayrandım ki hala hayranımdır da(çok terbiyeli insanlar, karşılarındakinin laflarını kesmedikleri gibi kendi laflarını da kesmezler, göz temasını ise hiç mi hiç kesmezlerdi). Çok bi ordan burdan oldu muhabbet farkındayım, hani toparlayamayıp çok uçurdum cümleleri, ama inan(ın) elimde değil, söyleyecek bi dolu şey var ağzımda, ellerim hepsine yetişemiyor… tabi bunda yazın akşam 5 gibi gidilen koskoca güzel mi güzel bir parkın boş olmasının etkisi çok büyük, salıncakta sıra beklememenin de(4 tane salıncak vardı ve sapasağlamdı, biz de 3 kişiydik), kaydırakların temizliğinin de…keşke dolu olsaydı da sıra bekleseydik de binemeseydik dedim kendi kendime ve sesli…yerlerde kabuklu yemiş artıklarıda yoktu… üzücü gibi sanki, yani bana öyle geliyor ya da… saklambaç oynamak istiyorum, sonrada renkli istop, 8kiremit ayrıca ve de yerden yüksek(sevmezdim hiç), komşunun evine gidip evcilik oynayasımda var hani, atari bile oynamak isterim kasetleri kalmadı sanırsam… he bide kışın sobada kestane yapasım yiyesim portakal kabuklarının kokusunu alasım var…

buraya yazamadığım çok şey yapasım var aslında; bisürü hemde bisürü… ama büyüyesim yok, hadi ben büyüdüm; bari çocuklar çocuk kalsın… Yaşasınlar çocuk gibi; yaramaz olsunlar, ağlasınlar, gülsünler, sus desinler onlara, anneleri akşam ezanıyla eve gel desin, annesine yalvara yalvara çıksın sokağa, öfff dedirtsin, illallah getirtsin, düşsün; eli yüzü çamur, kolu bacağı çizik gelsin(gelsin de yeter ki…), çantaları cıvıl cıvıl olsun; kahverengi deri düz renk çantalar neyine onların, Tom ve Jerryi(ya da herhangi bi çizgifilmi) KanalD’de izlesinler, showda izlesinler, trtde izlesinler; çocuk kanallarında değil(neden?demeyin, öyle işte…). Akşam erken yatıp sabah erken kalksınlar; miskin miskin uyumasınlar sabahları yataklarında; öğle uykusundan nefret etsinler, makarna en favori yiyecekleri olsun, ketçabıyla mayoneziyle… çocuk olsunlar işte; burnundan getirtsinler annelerin babaların… Öyledirler belki hala, ama neden buralarda yok öyleleri…

Ha mail… evet…oda şöyleydi :

· Süper Baba’nın müziğini flütle çalmışsanız

· LC Waikiki veya benetton tüm
renkleriyle kıyafetlerinizde önemli markalar olduysa…

· SHOW TV’nin müziğini hala hatırlıyorsanız dup dıbu dıp dıp dıbı dıp dum…

· Tabi ki bir de :İyi TV eyç bi bi, eyç bi bi iyi TV

· Önce hüplet sonra gümlet’ hayat felsefeniz olmuşsa

· Bizimkiler dizisi ertesi gun okul oldugunu bi sureligine unutturduysa

· Parliament pazar gecesi sinemaları müziğini
duyduğunuzda içinizde hala garip duygular uyanıyorsa (yarın okul var hüznü, ailenin seni yatırıyor olmasına duyduğun kızgınlık, o güzel mavinin romantizmi.. .)

· Polis Akademisindeki her sesi çıkaran adama hayranlık duyuyorsanız

· Elm sokağında kabus yüzünden hala yatağın altına bakmaktan korkuyorsanız

· Chucky yüzünden en sevdiğiniz oyuncağınızı bile
göz önünden kaldırmışsanız

· Okulda coca-cola kutusunu ezip mac
yaptiysaniz (kızlar yan yatırıp üstüne tam ortasına ayagı yerlestirip ustune basıp yururlerdi, topuklu ayakkabı gibi olurdu)

· Apartmanin altindaki zil veya taksi diafonuna basmak müthiş heyecanlı bir yaramazlıksa

· Tutti frutti çok ayıp ve olağanüstü merak uyandırıcı bir şovsa

· Dört tekerlekli ayakkabının üstüne takılan patenlerden sonra roller bladeler size büyüleyici geldiyse

· Bakkala gönderilmenin en güzel yanı küçük sarellenin dibini minik plastik kaşığıyla kazımak veya leblebi tozu yiyip konuşmaya çalışmaksa

· Aterideki ördek vurmaca oyununda silahın nasıl çalıştığına hala kafa yoruyorsanız

· Işıklı spor aykkabılar hava atmanın önemli bir unsuruysa Bayramda harçlıklarla aldığınız ilk şey kinder süpriz yumurtasıysa( kağıdını tırnakla yırtmadan
dümdüz yapmak da sabır ister doğrusu)

· Clementine sizde derin izler bırakmışsa

· Kasete kayit yapilabilmesi icin alt tarafinda bulunan karelerin bantla kapatilmasi gerektiğini öğrenmenin önemini biliyorsanız
Commodore 64′de tornavidayla kasetin kafa ayarını yaptıysanız

· Anne saat kaç, simiiit, birdir bir, çay kahve gazoz, akşam ebesi, dansa davet, çatlak patlak, yakan top gibi kalabalık oynanan sokak oyunlarından sonra anneniz sizi balkondan yemeğe çağırmışsa

· ‘bandıra bandıra ye beni’ şarkısını hızlı söylemeye çalıştığınız günler varsa

· Rönesans sanatçılarını ilk kez Ninja Kaplubağaların ismi
olarak tanıdıysanız

· Tele On diye bir kanalı hatırlıyorsanız
Haftasonları çizgi film izlemek için errken kalkmanın ne demek olduğunu biliyorsanız

· Şirinler geyiğini arkadaşlarınızla mutlaka çevirdiyseniz
(Şirine aslında Gargamel tarafından yapıldı…)

· Beğenseniz de beğenmeseniz de tüm çizifilmleri art arda izliyorduysanız

· Bir Başka Gece çocukluk hayatınızdaki en görkemli şovsa Pazar geceleri yıkanma günüyse

· Seden Gürel’in neden öyle giyindiğini şimdi sorguluyorsanı z
Müzik yelpazesi hayatınıza büyülü yabancı müzisyenler kattıysa

· Bir sanal bebeğiniz olmuşsa,

· Tetris’i süper hızla oynayabiliyorsanı z,

· MIRC ergenliğinizin önemli bir parçası olmuşsa(a/s/l ne demek biliyorrsanız)
ICQ nun 11 haneli rakamını ezberlemeye çalışmışsanız.

· Pili bitmesin diye kasetleri kalemle havada sarmışsanız,

· Çizgifilm şarkılarının ingilizce veya japonca olsa da ezberlemişseniz

· Kokulu silgiye, deftere, kaleme harçlığınızı yatırdıysanız.

· Cino,Eti Cin, Eti Puf, ABC, Balık Kraker, Negro, Bonibon,Topitop, Yumiyum…vb çok seviyorsanız ve her zaman yeme kabiliyetiniz varsa

· Sulugöz’ü düşününce bile ağzınız sulanıyorsa
Küçük bir kızsanız Sindy ile Barbie’yi karşılaştırıyorduysanı z
Tsubasa’yı ve küre biçimindeki sahanın sonundaki dev kaleyi hatırlıyorsanız

· ‘Hey Corç versene borç’ deyince cevabı hemen yapıştırabiliyorsanız

· Macarena dansını yapabiliyorsanı z

· TV den çekilmiş çizgifilmli sayısız kere izlediğiniz VHS leriniz varsa
Telefonların jetonla çalıştığını hatırliyorsanı z

· İstop diye bağırdığımızda renk yakalamaya çalışırken onun aslında stop olduğunu uzun zaman önce çözmüşseniz Saçları renkli ve uzun patlak gözlü çirkin trolleri bile bir furyada satın almışsanız.

· Capri Sun ın reklamı ve melodisini hatırlıyorsanız. Annenizin mavi ped torbalarını şişirip patlattıysanız.

· Power Rangers’ın renklerini hatırlıyorsanız

· Mc Donalds a gitmek için ailenize yalvardıysanız

· Olacak O kadar, Yasemin’in penceresi, Hadi Anlat Bakalım, Adam Olacak Çocuk, Saklambaç.. gibi programları hatırlıyorsanız.

· Lambada’nın müziği kulağınızda çalabiliyorsanız

· ‘Nereye çufçufluyoruz’ un kimin dediğini biliyorsanız.
Sayısız joystik kırdıysanız ve gün gelince artık joystik satılmadığını fark ettiyseniz

· Fame City cennetle eşdeğerse

· En sevdiğiniz sayı altıysa

· Prince of Persia’da alttaki dikenlere düşünce çıkan dınnzk sesini ve kanları hatırlıyorsanız

· Mon Ami 48 lik boyalardaki altın ve gümüş renkleri statü sembolüyse

· Gençlik hayaliniz Beverly Hills teki havuzlu arabalarsa. Uhuyla oynamanın zevkini biliyorsanınız

· Kolalı jelibonun önce kapağını yediyseniz

· annenizin poşetler dolusu taso,misket, sporcu kağıtları,gazoz kapaklarını attığını öğrenince ağladıysanız

· Peçete, kağıt, poşet vb… koleksiyonu yapmışsanız> …
EVET YAŞLANIYORUZ! :)

ne izliyorum kısmına gelirsek eğer(bu sefer liste biraz kabarık) :

(ama listenin hepsini kabul etmiyormuş napalım…)

ne yiyorum : sıcak bişeyler
ne içiyorum : soğuk bişeyler
ne dinliyorum : Ahmet Arif – Suskun
ne okuyorum : Ağaçkakan - Tom Robbins
napıyorum : uzanmış bişeyler karalıyorum(klavyeyle)


Cevap bırak

Sizin cevabınız:

Kategoriler